10.9.2009 - zamansız mermi..
Kıvrılarak uzayan yolların sonundaydı O’nun köyü.. Geleceğe dair umudu da planları da yoktu.. Hasta bir anneyle işi olmayan vasıfsız bir babanın bilmem kaç çocuğunun en büyüğüydü. Atandığımdan beri konuşturmaya çalışsam da konuşmaktan hoşlanmayan bir küçük kız çocuğuydu. Hayatın yükünden midir bilinmez, derslerle de arası hoş değildi. Zorbalığım da olmasa, değişikliği sevmeyen bir öğrenciydi. Arkadaşlarıyla şöyle bir koşup oynadığını, şakalaştığını göremeden mezun ettik sessiz öğrencimi.. Son günlerdeki tehditlerimi eminim çok iyi hatırlıyordur: Benden önce sakın evlenmeyin! Aslında hepimizde biliyorduk ki, artık ergenliğe erişmiş vücudu yüzünden bunda başarılı olamayacaktı. Fakirlerdi, evde çok çocuk vardı ve zaten hiçbir ihtiyaçları karşılanamıyordu. Seminerin ilk günlerinde aldım haberini.. Ah körpeciğim, yaş farkına rağmen nişanlamışlardı seni.. Bu yaşta resmi nikâhın bile olamazdı senin. Ödünç bir gelinlikle hayalleri olmayan başka bir dünyaya çocuk getirmeye gidecektin.. Oysa senin daha çocuk olduğunun farkında olmayan bir dünyaydı bu. Sen sevmiyorsun diye daha az seveceğim bu dünyayı artık. Seni daha az sevecekleri içinde daha çok seveceğim o suskun çocuk yüzünü.. Şule’m iyi niyetlerim bile yarım kalıyor sen aklımdan geçerken.. Umarım, umarım bir şeyler iyi gider.. Umarım bir yerlerde sana ait bir mutluluk vardır..
|