Yine bir hafta sonu.. Tatil, gireceğim Müdür Yardımcılığı Sınavı’na çalışmak için bir avantaj.. Ama hiç çalışasım gelmiyor.. Hoş müdür yardımcısı olasım da yok ya neyse.. Hava gibi evimde kasvetli bugün.. Bu şehir boğucu gelmeye başladı, bir haftalık İzmir tatilinden sonra.. Büyük şehir tabi.. Her zaman yapacak bir şey buluyor insan.. Hiçbir şey olmasa Kordon’da oturup çayını yudumluyorsun.. Neyse ki sayılı gün.. Bende bu şehirden kurtulacağım..
Uzun zamandır yazamıyorum.. Duygu ve düşüncelerim sekteye uğradı sanki.. Yazacak bir şey bulamamak da ne kötüymüş, böylece öğrenmiş oldum..
Bu gün pazar canım. Dışarı çıkıp elinin sıcaklığını hissederek bu güzel havada, güzel İzmir sokaklarında yürümeyi ve kordonda kahvaltı yaptıktan sonra martı seslerinde gözlerini izlerken seninle sohbet etmeyi ne çok isterdim...
O güzel 'bir hafta'dan sonra bu hayali kurmamak elde değil. Birazdan işlerimi halletmek için Konak'a gideceğim. Senin şu anda olmak istediğin istediğin yerlerde seninle yürüdüğümüz günleri düşünerek hüzünle yürüyeceğim.
Çok güzel gerçekten.
Gülümsettin beni bu yorgun akşam saatlerinde.
Eskiden,
küçücük ama bir o kadar anlamlı şiirciklerin olurdu.
Hüzün koklardık,
yalnızlık acısının esintileri olurdu.
Üzülürdük mutsuzluğuna,
sevinirdik bu siyah sayfalara düşen duygusal yazılarını okuma fırsatı bulduğumuz için.
Şimdi,
mutlusun.
Hüzün gitti ya,şiirler de gitti.
Ama,
ne yalan söyleyeyim,
küçük anı yazıların da güzel senin.
Yazacak bir şeyler bulursun...
Hadi,
yazmaya devam?
Bir şehri,o şehirde birini seviyorsan seversin aslında.Birinden korkarsan,bütün şehirden korkarsın.Bir şey bırakmışsan bir şehirde,yarım kalmış bir şey,şehir bırakmaz yakanı,geri dönersin mutlaka DÖNDÜRÜR HAYAT!