Sensiz kalacağım ben hem de her şeyin sona erdiği zamana kadar.. Hiç bir gemi beni alıp senin bomboş limanına taşıyamayacak! Salkım salkım saçlarım taçsız kalacak, parlayamayacak artık.. Günlerimiz birbirimize sahip olmadan geçip gidecek.. En azından sigaran bensiz yanmasın diye, her aklıma geldiğinde bir sigara yakacağım ama; ben sensiz kalacağım yine de..
Sarahaten, aceba söylesem darılır mı? Darılmak âdeti, bilmem ki, çapkının nazı mı? Desem ki: ’’Ben seni...’’yok dinlemez ki... hiddet eder. Niçin? Bu sözde ne var? Sanki hiddet etse ne der? Desem ki: ’’Ben, seni pek...’’Ya kızar konuşmazsa? Derim: ’’Bu çektiğim insaf edin, eğer azsa? ... Desem ki: ’’Ben, seni pek çok...’’hayır, kızar, bilirim; Tereddüdüm, acebâ, hiddetinden az mi elim? Desem ki: ‘’Ben seni pek çok...’’Sakın gücenme emi? ‘’Sakın gücenme, eğer anladınsa sevdiğimi’’
Orhan Seyfi Orhon
Eski kitaplar açıldı.. Yine başlarken ders çalışmaya, üniversiteden beri en sevdiğim şiir çıktı karşıma.. Eh be Seyfi Orhon yapılır mı bu bana, yazılır mı böyle şiir.. Götürdün şimdi beni o ıssız diyarlara.. Alacağın olsun.. Bu şiiri okuyacak an'ların hep sizinle olması dileklerimle..
Pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini camlar buğulanmaz arkandan ve silinmez sevdan pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini el sallayamam hiç sana ve yuvarlanır dünya
o son noktanın öncesinde, sonrasında sonra olmadığın zamanlara bak tepetaklak
sana 'git' diyen kimdi, milyonlarca benden birisi mi gözlerime baksana gözlerime, gözlerimize sana 'bitti' diyen kim, ben sadece git demiştim hangi yıldızı görüp seçersen göklerden ona git gül kokulu odamda kim gülümser uyanışıma ipek geceliğinde kaç çığlığını duyarım daha daha kaç gün dayanır bu köhne yürek sürgitlere nereye gidersen git ama sakın 'bitti' deme
pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini el sallayamam hiç sana ve yuvarlanır dünya pencerem boşluğa kapanır, yüreğim dolu dolu camlar buğulanmaz bir zaman, hatıra olur sevdan
sana 'git' diyen kimdi, milyonlarca benden birisi mi gözlerime baksana gözlerime, gözlerimize sana 'bitti' diyen kim, ben sadece git demiştim hangi yıldızı görüp seçersen göklerden ona git gül kokulu odamda kim gülümser uyanışıma ipek geceliğinde kaç çığlığını duyarım daha daha kaç gün dayanır bu köhne yürek sürgitlere nereye gidersen git ama sakın 'bitti' deme
gün batar usul usul kararır gece bardaktan boşanır yağmur sel olur gider. gündüzler geceler ne zaman biter? şu batan güneş nereye gider? buharlaşır yeniden dökülen su, bulutları sil pencerenden sevgi devrialemi bu, yeniden doğar her şey, 'her şey bitti' dediğin anda bir gül kök salar damarlarında, her şey biter bir şey bitmez her şey biter bir şey bitmez bitti
Puslu bir sabah ayazını peşimden sürükleyerek gidiyorum. yalnızlığımı köhne bir sandalın sahipsiz sürüklenişine bırakırken, hüznüm ardından ağlıyordu alışkanlığından vazgeçen bir tiryaki gibi sıkıp yumruklarımı, arkama dönüp bakmadan gidiyorum..
sahibi olmadığım ama üzerime zorla giydirilen, bir beden büyük bütün kaçışları ihtiyacı olanlara bırakacaktım, vicdanım el vermedi usulca soyundum ve sahiplerine geri verilmek üzere bir kenara bıraktım hepsini, gidiyorum..
umudum küçük bir kız çocuğu, el sallayarak çağırıyor beni uzaklardan ısrar etmeyeceksin kalmam için ama hani olur ya, yine de etme yapamadığım tek şeydi baharda kardelen yetiştirmek sen onu istedin, mahcup oldu yüreğim, gidiyorum..
oysa benim de hayallerim vardı; dans edecektim yağmurda, sonbahar’a vedaları değil gülüşleri yapıştıracaktım, çiçekler alacaktım olur olmadık zamanlarda fazla geldi çıplak elle çizdiğim resim tuvaline konuşturma beni giderayak çünkü ödünç aldım suskunluk adını verdiğin silahını, gidiyorum..
eskiden olsa eteğimi çekiştirip beni kandırırdı içimdeki çocuk, üzüleceğimi bile bile gözlerine buzdan sarkıtları sen mi yerleştirdin..? ki artık ağlayamıyor bile onu bu kurak, duygusuz ve yeşili az topraklarda, her şey iyi olacak gibi asılsız vaatlerle büyütüp, hayata kazandırmam olanaksız o çok sevdiğin korkularını, her mevsime açık pencerenden içeriye bırakarak, içimdeki her şeyden habersiz çocukluğumu yanıma alarak gidiyorum..
sen bir bedenle sevişmek istedin, bense yüreğinle ve beyninle ve gözlerinle adımlarımızın uyumsuz olduğunu neden hemen kabullenemedim diye kırılarak kendime, gidiyorum..
şimdi notaları sahipsiz ve öksüz kalmış yarım bir şarkıdır sevmek canımı daha fazla acıtamayacağını bilmek, biraz olsun mutlu ediyor beni sürüklenmiyorum dikkat et, gidiyorum.. sessizce ve hiçbir şey yaşamamış gibi
bir süre sonra denize ulaşıp, korunaklı seyir defterimin ilk sayfasına taze ve diri umutlar işleyeceğim yüreğimi çıkartıp her şeyiyle masaya dökerken, senden daha cesur olduğum için utanma sakın bu cesaret, çocukların masum dualarından çaldığım inatçı bir bekleyişti sadece
bana balonlar alabilecek kadar yürekli bir sevgiyi, korkularıma rağmen başım dik karşılayacağıma dair söz vererek gidiyorum..
bir bedeni değil, bir yüreği özlediğin vakit, umarım zamanın olur güneşin doğuşunu huzurla izlemek için
bana ait olan ve olmayan, bütün soruları ve cevapları ardımda bırakarak gidiyorum..
az kullanılmış ve bayandan bir sevda bırakıyorum sana yolun açık olsun..
Sensiz idare ediyorum işte Say ki götürüyorum hayatı bilinmezliği ile... Sakın üzülme suskunum diye. Ben sessizliğimde de kulaklarımı tıkıyorum
Söküklerini dikiyorum gecenin. Ay ile yıldızları birleştiriyorum, Gök ile güneşi, martılar ile denizi, güzel ile çirkini... Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun Son finalini koşuyorum nefes nefese
Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye. Bana üzülme senin baharın kışından daha hoyrat. Ben baharsız da yaşarım…
Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize. O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben. Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye
Merak etme; güneş bana da doğacak Beni de yakacak, İçimi yeniden ısıtacak Denizin tuzu tenimi kavuracak Hiç giyilmemiş bir elbise gibi. Örttüm üstüne düşlerimi ben yenildim yokluğunda karakışlara
Tensel değil Tinsel yaşıyorum. Gelmek istersen yeniden gönül kapım açılacak. Ya artık dokun yüreğime… Ya da çek git umarsızca...
Gökyüzünde ne çok yıldız var. Biri parlak,biri ürkek,biri yanlız, Diğeri sanki burda. İçimizde ne çok hırsız var. Biri aldı beni götürdü sonra sattı hem de yok pahasına.
Ah şu hırsızlar, Her gece rüyamda senin kılığında dolaşırlar. Ah karanlıklar, Seni benden,seni dünden,seni gerçeklerden korurlar.
Pinhani diye bir grup var bilmem duydunuz mu..bu aralar favorim..dinleyin bence(:
Bir şehri,o şehirde birini seviyorsan seversin aslında.Birinden korkarsan,bütün şehirden korkarsın.Bir şey bırakmışsan bir şehirde,yarım kalmış bir şey,şehir bırakmaz yakanı,geri dönersin mutlaka DÖNDÜRÜR HAYAT!